BAAS’ın gerçekte yaptıkları; Operasyonel “Türk gazeteci” timlerinin yansıttıkları

2009:
29 Aralık:  Daha önce Qamişlo’da gözaltına alınan PYD üyesi İbrahim Xelil Biro gördüğü işkencelerden sonra serbest bırakıldı.
29 Aralık: 29 Temmuz 2009’da tutsak edilen Rojîn Cumaa Remo, Feleknaz Xelîl, Efra Musa Mihemed Mihemed Xelîl adlı PYD aktivistleri aylarca hapsedildikleri BAAS zindanlarından serbest bırakıldılar. BAAS mahkemeleri davayı şubat ayına erteledi. 3 aktivist de işkence gördü. Mahkeme, tek askeri yargıçla bu kararı verdi. Efra Musa Mihemed  Mihemmed Xelil ve Rojin  Kobane’de; Feleknas,  Şam’da gözaltına alınmışlardı.
25 Aralık: Rojava’nın Derik kentinde PYD sempatizanı Hewraz Mihemmed Emin adlı genç Suriye ulusal güvenlik istihbaratınca gözaltına alındı. Akıbeti hakkında bilgi yok.
14Aralık: 4 Ocak 2009 tarihinde Heseke’de tutsak edilen PYD aktivistleri Ehmed Evidal Tacidin, Mihemed Şerif Sileman mihemed, Fuad murad Ehmed ve Yasin Mihemed Şexmus’un BAAS rejimi hapishanelerinde ve gözaltı odalarında işkence gördükleri tespit edildi. Vücutlarında çok sayıda iz ve darbe tespiti yapıldı. Askeri yargıç tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.
15 Aralık: PYD sempatizanı Nuri İbrahim Şexo, (evli 5 çocuk babası) 23 Kasım’da gözaltına alındı, kendisinden bir daha haber alınamadı. Rejim güçlerinin Halep’in Şex Maksut mahallesinde gözaltına aldığına dair görgü tanıkları olmasına rağmen BAAS mahkemeleri bu olaya kayıtsız kaldı.
4 Aralık:  Cemal ELİ Seedun, Nihad Hisen Yûsiv, Dijwar ve Ciwan Münir Ebdela adlı müzisyenler 3 Ekim’de bir düğünde Kürtçe şarkı söyledikleri için tutuklandılar, işkence gördüler, para cezası karşılığında serbest kaldılar.
4 Aralık: 26 Kasım’da Derik’te BAAS güçlerince gözaltına alınan 79 yaşındaki Remeden Hesen Ahmet, 61 yaşındaki Hasan Abdulkerim Hacı, 15 yaşındaki Ebdulselam Hesen kefaletle serbest bırakıldılar. 3’ü de PKK sempatizanı olmakla suçlanmışlardı.

11 Kasım: Çeşitli tarihlerde ve yerlerde tutuklanan en az 23 PYD aktivisti 3 ila 15 yıl arası cezalara çarptırıldı. Çoğu işkence gördü. Ceza alanlar arasında PYD üyeleri, Newrozda gösteri yapan folklor grubu üyeleri, düğünlerde PKK ve Öcalan’ı övücü şarkılar söyleyen müzisyenler, Derik ve Amude’de afişleme yapan gençler de var. 2011yılının en kapsamlı BAAS cezaları.
15 Ekim: Almanya’dan bir grup Kürt, PYD üyesi olmakla suçlandılar. Şam havaalanında gözaltına alındılar. Gözaltında işkence gördüler. Bir grup PYD’li de Amude, Dirbesiye, Çil Axa ve Girke Lege’de tutuklandı. Tutsak edilenlerin tamamı darp, elektrik, askı, tazyikli su işkencelerine maruz kaldı.
(2009 yılında diğer aylarda da Kürtlere yönelik yüzlerce tutsak etme, zindana atma, işkence yapma gibi suçlar var. ) 2009’da ayrıca Suriye’deki diğer Kürt partilerine de yoğun tutuklama, işkence, gözaltı, gözaltında zorla keybettirme, sınır boylarında öldürme suçu var. Yekiti, KDP-S, Azadi partisi üyeleri de BAAS rejimi tarafından en az PYD kadar zulüm görüyorlar.
2010:
18 Aralık: Bir gösteriyi organize ettiği gerekçesiyle PYD kadın kolları çalışanı Qudrat Batal Horo gözaltına alındı. Aylarca işkence gördü. Tek başına bir hücrede kaldı. 5 Ocak 2011’de BAAS mahkemelerince mahkûm edildi.
21 Mart: PYD tarafından Serekaniye’de organize edilen Newroz gösterisinde şarkı söylediği için Zozan Muhammed Shaykhu adlı genç şarkıcı tutuklandı. İşkence gördü… PYD ile ilişkisi olabileceği kuşkusuyla gözaltına alınmış.
9 ve 12 Aralık: Suriye güvenlik kuvvetlerince düzenlenen operasyonlarda 50 PYD üyesi/sempatizanı tutuklandı. İlk mahkemeye ancak 1 yıl sonra çıkarıldılar. Mahkeme, işkence iddiasını dikkate almadı ve davayı erteledi.
2011:
18 Ocak: Enver Muhammed Fayiq Müslim adlı avukat tutuklandı. Muslim, PYD davalarına bakıyor, onları temsil ediyordu. Halep siyasi polisi gözaltında Muslim’e işkence yaptı.
20 Ocak: Abdulkarim Farsanda adlı genç,Nusyabin’den Qamişlo’ya geçtiği gün PYD üyesi olmak suçlamasıyla tutuklandı. İşkence gördü. Abdurrahman Muhammed adlı müzisyen PYD etkinliklerine katıldığı gerekçesiyle gözaltına alındı, tutuklandı. 2 hafta boyunca gözaltında işkence gördü.
13 Mart: Maryam Sabri Habaş adlı kadın PYD üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Gözaltında işkence gördü. Aynı gün Maryam Muhammed Silo adlı kadın da PYD üyesi olmak suçundan tutuklandı. Günlerce nerede olduğundan haber alınamadı. Daha sonra Şam emniyetinde olduğu tespit edildi. İşkence gördüğü belirlendi.
16 Mart: Şam Üniversitesi’nde Qamişlo olaylarını protesto ettikleri için bir grup öğrenci tutuklandı. Öğrencilerden bazıları PYD sempatizanı olmakla suçlandı.
17 Mart: En az 35 Kürt ve Arap insan hakları çalışanı tutuklandı. PYD ve diğer Kürt partilerle ilişkileri olduğu kuşkusuyla gözaltına alınmışlardı.
18 Mart: Halep’te Koma Botan üyesi 8 kişi PYD’ye sempatizan olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Gözaltında müzik grubu üyelerine işkence yapıldığı tespit edildi.
28 Mart: Şam’da bir grup öğrenci PYD yanlısı eylemlere katılmak gerekçesiyle tutuklandı.
Görüleceği üzere Suriye BAAS rejiminin 2009 öncesinde olduğu gibi bu tarihten sonra da PYD ve diğer Kürt örgütlerine yönelik sömürgeci baskısı söz konusudur. Rejim, Suriye Kürtleri arasında en güçlü en militan kendisi açısından en tehlikeli siyasi örgütlere angaje olan Kürtlere yönelmiştir. Yalnız 2011’e kadar bu baskı daha çok PYD’ye yönelik Türk devletiyle ortak yürütülmüştür. 2009 tarihi önemli çünkü Suriye ve Türkiye arasında 16 Eylül’de “Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Anlaşması” imzalanmıştır. Bu anlaşmadan sonra BAAS rejimi ile TC ilişkisi tümden PKK’nin, PKK’ye yakın siyasi-sosyal ve kültürel örgütlerin tasfiyesi üzerine yapılmıştır. Muhtemelen Türk hükümetinin Batı ile angaje biçimde Arap ülkelerindeki devrimci gelişmeleri kendi uydusu yapmak üstüne derin planları vardı. Kendilerince tasarladıkları “yeni dünya ve Ortadoğu düzeninde” Kürtlerin ayakbağı olmasını istemiyorlardı. Sorun çıkarma potansiyeli olan Kürt örgütlerini tasfiye ise öncelikliydi. Nihayet 2009 yılında Erdoğan hükümetinin Kuzey Kürdistan’da “Burkay ve benzeri gruplarla”, Güney Kürdistan’da KDP ile sıçrama yaratacak yeni tip ilişki geliştirmesi bu “tasfiye konseptinin” en bariz örneğiydi. PKK’nin bu tasfiye konseptini fark edip tedbir almasıyla Erdoğan’ın önce Kuzey Kürdistan hayalleri, sonra da Suriye hayalleri yavaş yavaş bitecekti. Bu arada Erdoğan hükümeti ve BAAS arasında varılan anlaşmaların istenilen sonucu vermemesiyle Batı’nın direktifiyle Esatsız BAAS planı uygulama sokuldu. İşte bu noktadan sonra birçok hükümetçi Türk yazar, Genç Siviller, Burkay ve onun çevresi “BAAS-PKK” işbirliği iddialarını dillendirmeye başladı. 2011’de Suriye’de iç karışıklık çıktıktan sonra başını Taraf gazetesinden Yasemin Çongar ve Yıldıray oğur’un çektiği “operasyonel gazeteciler” sık sık bu iddialarını çocuk heyecanıyla kanıtlamak istediler. Her defasında uydurdukları yalanlarla PYD’nin Suriye Kürdistan’ı için taleplerini Türk rejimi lehine suçlamak, hiçleştirmek istediler. Çongar’ın tasfiyesiyle geçmişte Kürt hareketlerine yaptıkları tüm hakaretler, hesapsız, faturasız kaldı; ama Yıldıray Oğur, Hilal Kaplan gibileri hala bu çabalarına fırsat bulduklarında devam ediyorlar. O kadar utanmazlar ki ne dönüp yakın Suriye Kürtleri tarihini okurlar ne de binlerce okuyucusunu özel bir çabayla yanılttıkları için özür dilerler. Davutoğlu menşeili psikolojik savaşı KDP-PKK çekişmesinde elbette kendi sömürgeci “uydusu” sandıkları KDP lehine yürütmeye devam ediyorlar. Bu operasyonel gazeteciliğin sırrı da 2009 Suriye-TC anlaşmasında. Esatsız BAAS’tan şimdilik BAAS’sız İslamcı Suriye noktasına geldiler. Kendilerine BAAS’sız demokratik Suriye ve PYD’li, KDP’li, Sol partili, liberal partili Batı Kürdistan’a alıştırmalarını öneriyorum. PKK’nin ve Öcalan’ın tehlikeyi sezip 2009 sonrası Ş. Elçi’ye, Altan Tan’a, solcu Türklere uzanan geniş bir yelpazeyle ilişki kurması da hem PKK ve Öcalan’ın pratik siyasi zekasını gösterdi hem de Erdoğan hükümetinin “uydular” aracılığıyla Kürtler arasında “tamiri imkansız çelişkiler” yaratmasını engellediler.
  Not:  2009’daki bu stratejik anlaşmadan sonra  Türk hükümeti ve Suriye BAAS rejimi arasında Antep ve Halep’te toplantılar düzenlenmiştir. Özetle Türkiye’nin su şantajına karşı Suriye’den PKK’nin tümden tasfiyesi istenmiştir. Bu plan Kürtler açısından çok trajik sonuçlara yol açmıştır. Bu plan hala Türkiye’nin Suriye’deki uydu örgütleri aracılığıyla devam ediyor.  http://www.mfa.gov.tr/turkiye-suriye-yuksek-duzeyli-stratejik-isbirligi-konseyi-ikinci-bakanlar-toplantisi-basin-toplantisi.tr.mfa 2009 anlaşmasının tamamına dayalı resmi görüş öğrenilebilir. İyi bir gazeteci, kaynakları sağlam, cesur bir gazeteci, 2009 sonrası İstanbul-Yalova gibi yerlere devasa kafileler halinde turist olarak getirilen Suriyeli Arapların ilişkilerini izlerse bugünkü Suriye’nin halini  ve Rojava devriminin nasıl boğulmak istendiğini çözebilir. Kürt siyasi aklının ve hareketinin tasfiyesine 2010 yılında İran da dahil edilerek gerçekleştirilmek istenmiştir. Ankara ve Üsküdar’daki Hesap; Qandil, Qamişlo, Halep, Qobane ve Amed’te tutmayınca bizim namlu kafalı operasyonel gazeteciler bol bol Rabia temalı vicdan boşaltması yaptılar, yapmaya devam ediyorlar.

 Not 2: yukarıdaki tarihli verili bilgiler 2009’dan beri Suriye’deki gelişemleri günlük olarak tutan “PKK karşıtı” bazı Kürt sitelerden derlenmiştir. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kürdistan sınırında çok merkezli iki hançer kasaba: Til Hamis ve Til Brak

Derik'ten Kürdistan'a bakan en güze yüz