Neler olacak

Yeni bir süreç başladı. 

Sosyal medyada Gerilla TV üzerinden servis edilen kobra helikopter düşürme görüntüleri üzerine epey konuşuldu. Video özellikle Türk Genelkurmay’nın “kaza kırım” açıklamasını çürüğe çıkarması açısından sansasyoneldi. Zira Türk rejimi, askeri savaş propagandasında dibe vurdu. Bunun resmiydi. 

Peki neydi bu kadar sansasyonel olan ve bundan sonra ne olacak?

Öncelikle bu videolar yeni değil. Gerilla TV bu tarz videoları hep yayınlıyordu ancak kalitenin düşüklüğü, çekim açısının kapsayıcı olmaması gibi teknik nedenlerden dolayı kolayca “montaj” ya da “başka bir yere ait görüntü” gibi etiketlerle yaftalanabiliyordu. Kürt Networks zaman Zaman bu tip servislerle bilgilendirme işini iyi yapıyor. (Birçok defa birçok habere bocalamasına rağmen Türk basınına göre oldukça inandırıcı). Olayın bu kadar sansasyonel olmasının tek bir sebebi var. TSK’nin Türk halkının gözündeki güvenirliliği. Öyle ki Türk sol hareketlerinde bile TSK’nin verilerine ve açıklamalarına sarsılmaz bir güven vardı. PKK’nin rakamları abarttığını söyleyenlerden, kendi kayıplarını gizliyorlar diyenlere kadar… Türk sol hareketleri bile böyle düşünürken diğer siyasi çevrelerin ve toplulukların farklı düşünmesi elbette beklenemezdi. Ancak TSK, bu videoyla GÜVENİLİLİRİĞİNİ KAYBETTİ ve PSİKOLOJİK SAVAŞTA EZİLDİ. Bu kolay atlatılamayacaktır. Nasıl ki Cizre Katliamı,Kürt  Özgürlük Hareketi için bir eşiği temsil ediyorsa bu da TSK ve savaş toplumu (sanal toplum, ulus devlet toplumu, ne denilirse denilsin) açısından felaket eşiğidir. Artık nitelik olarak bir patlama yaşanmıştır. Geri dönüşü olmayacaktır. Artık savaş toplumu dahil tüm halk, TSK’nin yaptığı bir açıklamadan sonra ANF’ye ya da bizzat HPG’nin kendi sitesine girip karşılaştırma yapacaktır. 

Savaşın seyri değişecek mi? 

Videonun yayınlanmasıyla Türk halkında bir tedirginlik oluştu. Vurulan helikopter milyon dolarlık bir helikopter, çok iyi bir savaş makinesi. Gerilla savaşlarında uçaklardan daha etkili bir mekanizma kobra helikopter. Birçok gerillanın yaşamını yitirmesine de neden olmuştur. Türk ordusunun çatışmalarda atış üstünlüğünü karadan yakalamasına da gerekçe.  TSK envanterinde yalnızca 8 adet bulunuyordu, artık 7 adet kaldı. Oysa helikopteri vuran füze artık gerillanın standart silahı olmuş durumunda (RPG, AK47 , kanas ve BKC ile birlikte). Türk basınına servis edilen istihbarat raporlarına göre oldukça kabarık bir sayıda bu tip karadan havaya roket sistemleri bulunuyor gerillada. Artık havadan helikopterle vurma, darbeleme Türk ordusu için daha güç olacaktır. Örneğin Dağlıca Taburu 2 gündür kuşatma altında, tabur kaleyle korunuyor, penceresiz bir kale. Adeta bir Ortaçağ kalesi. Erzağı da var. Ancak askerlerin çıkması için hava yolu iptal olmuş durumda. Kara yolundan da ulaşım zaten mümkün değil. Amed, Mardin gibi dağlık olmayan ilçelerdeki asker ve polis hedefleri de içine kapanmış durumda, bariyerlerle karakolların etrafı çevreleniyor. Bir sur da buraya çekiliyor. Şuan Kürdistan’da daha devrimci halk savaşı tüm eyaletlerde başlamadan bile asker ve polisin askeri psikolojik durumu gözlemlediğimiz kadarıyla yerlerde. İlçelerde kazandıklarını yutacak gibiler. Nusaybin ve Şırnak’taki YPS direnişi ise yeni başlıyor. Şırnak’ta  HPG ve YPS’nin koordineli bir eylemi oldu yakın geçmişte. Bundan sonraki gelişmeler için fikir verebilecek bir pozisyon bu. Bu, kıra dayalı şehir gerillacılığının ilk başarılı örneğiydi. Nusaybin’de de sabotaj eylemleriyle aynı başarıyı göstermek mümkündür. YPS de bu süreçte Xaçort Mahallesi’ndeki gibi hendeksiz ve barikatsız olarak aktif savunma (saldırı) pozisyonuna geçip birçok mahallede yıpratma savaşını sürdürecek ve ordusunu büyütecektir.

Toparlayacak olursak:

1- Helikopterin düşürülmesi, Türk halkının TSK’ye olan güvenini sıfırlamıştır. PKK’nin gücünü göstermiş ve yaşanacaklardan dolayı ilk kez korkutmuştur. “Şanlı ordumuz” edebiyatı yerle bir olmuş ve savaşla ilk kez yüzleşmiştir. Faşistlerin de bu yönlü gerçeklikleri (bugün de yayınlanan videoyla birlikte) iyice sarsılmış ve umutsuzluk hakim olmuştur.

2- Şehir direnişlerinin kış ikliminde yenilmesi Türk rejimi için geçici bir başarı gibi görünse de savaşın politik seyri göz önüne alındığında uzun vadede PKK açısından stratejik kazanım getirebilir. 

3- Şehir direnişlerinin fedai direnişleri sayesinde yıpranma şöyle dursun, nicelik olarak binlerce militan kazanan gerilla ordusunun Fırtına Taburları Zagros sahasına üslenmiştir. Botan sahasına da Yıldırım Taburları üslenmektedir. Bu taburlar her kış Medya Savunma Alanları’na çekilen en donanımlı, en tecrübeli gerillalardan oluşuyor. 15 gün içerisinde yani Yaz Süreci’ne girerken de -eyalet isimleri olarak- Dersim’e, Serhat’a, Wan’a ve Erzurum’a gerilla taburları ulaşacak ve buralarda da devrimci halk savaşı süreci başlayacaktır. Bitlis ve Batman’ın bazı kısımlarını içine alan Garzan Eyaleti, korucuların ve işbirlikçilerin çok yoğun olduğu bir bölgedir ayrıca bu eyalette kadın ordusu YJA-STAR daha aktiftir. O yüzden bir nevi özerk kimliği olduğundan gelişmeleri tahmin etmek güç. Ama genel olarak tüm eyaletlerde savaş yazla birlikte adeta fırtına gibi kopacak ve yaza kadar da Hakkari, Şırnak hattında çok yoğun bir mücadele gelişecektir. Bu mücadelelerle TC ordusu buradan tamamen sökülüp atılacaktır. 

4- Artık havadan operasyonlarla gerillayı yıpratmak daha zorlaştı. Nakliye helikopterleri için de çanlar çalmaya başlayacak. Uçaklarla hava saldırıları da eski etkisini yitirecektir. 

PKK, 40 yıllık tecrübesiyle bir kez daha zaferi kucaklamaktadır. Şehir savaşlarına ilk başta kimse anlam veremezken şimdi PKK'nin bu savaşın yarattığı ortamda gerilla ordusunu nasıl güçlendirdiğini herkes görmektedir. Bir daha müzakere masasına oturmak mümkün değildir. Bu konuyla ilgili bir yazı daha yazmıştım. Orada Erdoğan’ın gidişine ve AKP’nin bu gidişe engel olmayarak demokratikleşmesine bağlı olarak bir müzakere seçeneğinden bahsetmiştim. Bu yol şuan mümkün gözükmüyor. Aksine devletli uygarlıkla müzakereden ziyade demokratik bir cumhuriyetle müzakere seçeneği daha yakındır. 3 liraya çıkan dolar, ekonomik kriz, askeri bunalım ve çözülüşe halk bir süre sonra dur diyecektir ve Duran Kalkan’ın dediği gibi Erdoğan 1 Kasım’ı göremeden gidecektir. Kürdistan halkı da özgür yaşamı kendi emekleriyle, kendi mücadelesiyle, faşizmi alt etmenin onuruyla inşa edecektir.
( son paragrafa editör notu: Erdoğan rejimi güç ve korku üzerine kendisini inşa ettiğinden ötürü ilk ekonomik sıkışmışlıkta ve göğün gerilla saldırılarında tekrardan masaya dönebilir. PKK acısındanda bu kapı açıktır. Bu tip ulusal karakterli savaşlar nihayetinde müzakere süreciyle devam eder. Müzakere savaşın bir başka boyutudur.) c

Cizire Botan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BAAS’ın gerçekte yaptıkları; Operasyonel “Türk gazeteci” timlerinin yansıttıkları

Kürdistan sınırında çok merkezli iki hançer kasaba: Til Hamis ve Til Brak

Derik'ten Kürdistan'a bakan en güze yüz