Gaddarlık Hikayeleri ve Kara Propaganda

Propagandanın kamu kontrolü, kitle kontrolü ve birey kontrolü gibi işlevleri vardır. Örgütlü toplulukların ortaya çıkmasından sonra yönetme işinin teknik kısmı dışında kalan her şeyi ifade ederdi. Çok sonraları düşmana karşı nefret duygusu uyandırma, canlı tutma işlevi kazandı. Karşıt topluluk hakkında zülüm ve gaddarlık masalları, hikayeleri ile yeni savaşlara gerekçeler oluşturma işini de üstlendi propaganda. Hemen hemen tarihte gerçekleşmiş bütün kitle katliamlarında ve soykırımlarda bu gaddarlık hikayeleri etkili olmuştur. Çokça bilinen hikayelerden birkaçının özeti: - Hazreti İsa'yı yahudiler öldürdü, dolayısıyla yahudiler Tanrı'yı öldürmüştür, bir bütün halk olarak cezalandırılmaları gerekir. Sonuç : Haçlı seferleri sırasında Tuna ve Ren nehri kıyısındaki tüm yahudi cemaatleri kırıma uğratılmıştır. Bu inanış farklı dinsel izahatlı gaddarlık hikayeleriyle pekiştikçe daha trajik olaylar yaşanmıştır, 14.yüzyılın sonunda Fransa, ingiltere ve Avusturya’daki Yahudi toplulukların önemli bir bölümü yurtlarından zorla kovulmuşlardır, , çoğu Polonya, Macaristan ve Rusya'ya sürülmüştür. Bunların dörtte biri gibi bir kesimi de Nazi soykırımına uğramıştır. Gaddarlık hikayeleri benzer hatta aynı. Sadece değişen ekonomik ve siyasi koşullara göre derlenmişlerdir. Veba salgınından Yahudiler sorumlu tutulmuştur. Suları zehirleme, Hristiyan çocukları kaçırıp öldürme, onların kanlarını içme gibi kara propagandalar 14. Ve 15.yüzyılda da devam etmiş, yüzlerce Yahudi yakılmıştır. - Belçika sömürgeciliğinin Ruanda'da işlediği “güzel ırk, narin ırk, zengin ırk, peygamber ırkı” masallarıyla önce Tutsi kabilesine ayrıcalıklı yaşamın koşullarını yaratmış, sonra bu “güzellik-gaddarlık” hikayeleriyle onların Hutu iktidarında pogromlara uğramasına sebep olmuştur, ardından 1990ların başında 100 günde 800 bin insanın (Çoğu Tutsi) soykırımına neden olmuştur. - Türkiye'de ve Kürdistan'da Türk devletinin ona yamanan sivil çetelerinin dinsel motifli siyasi kışkırtmaları sonucu Çorum, Maraş, Malatya ve Sivas'ta yüzlerce Alevi yakılmış, öldürülmüştür. Bu lokal katliamların da dinsel dayanakları gaddarlık hikayeleriydi. Özellikle mum söndü hikayesiyle düşmanlaştırma, şeytanlaştırma ve yok etme amacı güdülmüştür. - Ermeni soykırımı her ne kadar siyasi ekonomik gerekçelere dayandırılsa da bu soykırımın da benzer gaddarlık hikayeleriyle tetiklendiğine dair oldukça güçlü bulgular var. Bu örnekleri vermemin sebebi Kürt basınının bir kısmını işgal eden, tümden kendilerini tarihsel olarak kırımlara uğratan, sömüren devletler ve egemen milletleri taklit eden Barzani tandanslı yayın ve propagandaların hizbul-şeytan kafasıyla paralel gitmesi. KDP denen siyasi askeri çete hareketi içerisinde de Kürt olmayan Sünni olmayan unsurlar olmasına rağmen siyasi rakiplerini “Mecusi, Alevi kırması, Ermeni dölü”diye kodlayan kimi zaman açıktan Ermeni, Alevi, mecusi olmayı suç sayan kara propaganda geliştiriliyor. Mesela yakın zamanda Suriye Kürdistan'ında bulunan pyd yönetiminin Alevilerin hakimiyetinde olduğu haberi yapıldı. K24 denen bu ucubeler, bu Türkçü islamcı kötü taklit Barzanici güruh sanırım Erdoğan'ın “zerduşti” gaddarlık hikayelerini esas aldı. Haberin içeriğinde ise PYD yönetiminin yüzde 30 civarı Alevi olduğu vurgulanmıştır. İşin korkunç tarafı tam da bu verdikleri rakam. Alevilerin bir siyasi partide yüzde 30 bulunmaları onlar açısından “dünyayı ele geçirip hristiyanlığı, İslamiyeti, kapitalizmi, komünizmi, ırkları” yok edecek yahudi hikayesinden farklı değil yaymak istedikleri fikirler bakımından. Özellikle kuzey Kürdistanlı KDP’li güruh da PKK yönetiminin kripto Ermeni ya da Alevi olduğunu, Kürdistan'ı kurmada başarılı olduklarında dünyayı, İslamiyeti, Kürtlüğü bozacakları gibi hastalıklı ruh hali içindedir. Siyaseten siyasi rakiplerinin açığını bulmak, karşıt propaganda yapmakla bir neslin, bir topluluğun, bir cinsiyet grubunun, bir dinsel cemaat üyelerinin hatta bir meslek grubunun tümüyle ortadan kaldırılmasını hedefleyen ve kendisini zaman zaman milliyetçi kimi zaman da dindar diye yansıtan iletin Kürdistan'da en ufak bir yaşam alanı bulmaması gerekir. Yoksa on tane on defa özgür Kürdistan da olsa Kürtlerin, Kürdistan'da yaşayan halkların bugüne dek zalimlere karşı geliştirdiği mücadelede kaybettiklerinin değerini düşürür. Sosyal medya olanaklarıyla şimdi birer sinek küçüklüğünde olsalar da sirayet edecek verimli topraklar düşünüldüğünde sonraki nesile bırakmak istedikleri Kürdistan bugünkü Türk islamcı çakalların yaratmak istediği bataklıktır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BAAS’ın gerçekte yaptıkları; Operasyonel “Türk gazeteci” timlerinin yansıttıkları

Kürdistan sınırında çok merkezli iki hançer kasaba: Til Hamis ve Til Brak

Derik'ten Kürdistan'a bakan en güze yüz