Suriye’de barışçıl gösterilerle başlayan süreç giderek demokratik devrimi reddeden, Arap şovenizminin her türlü biçiminin hâkim olduğu kanlı bir mecraya dönüştü. En azından Kürtler, Ermeniler ve Hıristiyan halklar açısından böyle. Esat rejiminin yanında mevzilenen Alevileri rejimin her türlü gücü korumaya çalışıyor. Sunni Arapları da FSA ve El Nusra grupları koruyor. Ötekiler için hayatta kalmak daha zor. Mülteci sorunları da ayrıca ele alınması gereken sorunlar. Mülteci kabul eden Arap devleti ve Türk devleti onlara hukuki, uluslararası anlaşmalara uygun davranma yerine mültecilerden geri cephe oluşturmak kaydıyla devlet faydacılığıyla yaklaşıyor. Hatta TC devleti bununla da yetinmiyor, devletin güvenlik bürokrasisi başka ülkelerden El Qaide ve El Nusra için gelen savaşçı adaylarına da her türlü kolaylığı sağlıyor. Adayların sınırları geçmesi için her türlü imkanı tanıyor. Yasal prosedürler yerle bir edilirken gizliliği de artık pek...