Suriye muhalefetinde, 'Kürt denmeyen Kürt bileşen' sancısı, Mutlu Çiviroğlu analizi

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Koalisyonu’na (SMDGK) hafta sonu İstanbul ’da yaptığı toplantıda Kürt Ulusal Konseyi’nin (KUK) koalisyona katılımını onayladı. 
114 üyeli SMDGK genel kurulundan 80 üyenin hazır bulunduğu oylamada 54 kişi KUK’un katılımına 'evet' dedi ve katılım kararı oy çokluğuyla alındı. 
Üzerinde daha önce anlaşılan ve SMDGK’nin sert tartışmalardan sonra onayladığı anlaşmaya göre:

- Kürt ulusal kimliği anayasa tarafından tanınacak, 
- Kürt sorunu ülkenin genelinin başlıca sorunlarından biri olarak kabul edilecek
- Kürtlerin ulusal hakları Suriye’nin toprak bütünlüğü içerisinde tanınacak ve yerel idareleri güçlendirmek için âdemi merkeziyetçilik sistemine geçilecek.

Fakat devam eden tartışmalardan sonra SMDGK aynı gün içerisinde başka bir karar alarak, ‘Kürtlerle ilgili alınan kararlar Esad rejiminden sonra kurulacak ve Suriye halkını temsil edecek, birinci meclis tarafından karara bağlanacak’ şeklindeki bir maddeyi onayladı. 
Görüştüğüm birçok Kürt siyasetçi ve gazeteciye göre, alınan bu son kararla SMDGK, KUK ile ilgili aldığı kararı pratikte boşa çıkarmış oldu. Bir başka deyişle, ‘Benim bu konularda karar verme gibi bir niyetim ve yetkim yok’ diyerek, topu ileride kurulup, kurulmayacağı belli olmayan "Esad sonrası meclis"e attı. 
Konuyu görüştüğüm bu siyasetçilerden bir tanesi de KUK Dış İlişkiler Komisyonu Üyesi ve Suriye Kürt Demokrasi Partisi Kürdistan Bölge Temsilcisi Hoşeng Derweş. Ağustos ayında SMDGK ile ön anlaşmayı imzalayan beş KUK üyesinden biri olan Derweş, anlaşmaya neden şiddetle karşı çıktıklarını şu şekilde dile getirmekte: ‘Bizim üzerinde anlaştığımız maddeler Kürtlerin taleplerini tam olarak yansıtmasa da, yine de olumluydu. Biz kendi aramızdaki uzun tartışmalardan sonra ön anlaşmayı onaylayıp, İstanbul’a gittik.’ SMDGK içerisinde Kürtlere karşı ciddi bir rahatsızlık olduğunu dile getiren Derweş, koalisyonun, ‘Suriye’de birden fazla halk olamaz. O nedenle de Kürt halkı diyemeyiz’ şeklindeki tutumuyla Kürtlerin varlığını bile kabul etmediklerini söyledi. ‘KUK’un katılım kararının onaylanmasının hemen ardından alınan ikinci kararla üzerinde anlaştıkları tüm maddelerin geçersiz hale geldiğini ifade eden Derweş, bu nedenle de kararı desteklemeyeceklerini açıkladı. 

KÜRTLER ARASINDA "KARDEŞ KAVGASI" UYARISI
Yazar Nezir Silo ise bu kararın, "Kürtler için çok olumsuz" olduğunu ve KUK’un mutlaka bu karardan vazgeçmesi gerektiğini dile getiriyor. El Nusra ve Irak Suriye İslam Devleti (ISİD) gibi silahlı grupların koalisyon tarafından desteklendiğini ifade eden Silo, Kürtlere saldırıların devam ettiği bir dönemde yapılan bu anlaşmanın çok talihsiz olduğunu, KUK’un da bu katılım kararıyla Kürtlere karşı yapılan bu saldırılara ortak olacağını savunuyor. "Eğer KUK koalisyon içinde kalırsa kardeş kavgası yaşanabileceği" uyarısında bulunan Silo, zaten çok güçsüz durumda bulunan bu partilerin halk nezdinde tamamen itibarsızlaşacağını belirtiyor. ‘Rojava’da asıl siyasi ve askeri güç olan PYD’yi dışlamak hiç de gerçekçi değil çünkü halk onların arkasında. Bu nedenle de KUK mutlaka katılım kararından dönmeli ve her iki taraf Yüksek Konseyi daha da aktif hale getirerek, Kürtleri bağımsız olarak temsil etmelidirler.’

HELİM YUSİV'DEN SERT ELEŞTİRİLER

Ünü Rojava dışına taşmış yazar Helim Yusiv da konuyla ilgili makalesinde KUK yöneticilerine sert eleştiriler getiriyor. "KUK ile SMDGK anlaşmışlar ama ne federasyondan bahsediliyor, ne de otonomiden, ne Kürt bayrağının adı geçiyor, ne de Suriye Kürdistanı’nın!"
İki yılı aşkın süredir sürekli ‘federasyon’ talebinde bulunan, KUK üyesi bazı parti liderlerinin, "Arap muhalefetiyle ilk anlaşmalarında bütün taleplerinden vazgeçmesini" sertçe eleştiren Yusiv, aynı kişilerin ‘demokratik özerklik’ istiyor diye PYD’yi eleştirdiklerini de hatırlatıyor.


'ARAPLAR KÜRT TALEPLERİNE KARŞI YENİ' SAVUNMASI


Bu söylenenlerin aksine KUK’u oluşturan asıl güç olan El Parti, Azadi’nin her iki kolu ve Yekiti ise anlaşmadan memnun görünüyor. İsminin açıklanmasını istemeyen önde gelen bir yetkili, Arapların, Kürtlerin istemleri karşısında "yeni" olduklarını, onları ikna etmenin zaman alacağını, bu nedenle de sabırlı olunması gerektiğini ifade ediyor. Bu siyasetçiye göre koalisyon içinde yer alarak, Kürt hakları için lobi yapmak en faydalı yol.
Yine, KUK Basın Sözcülüğü de anlaşmadan birkaç gün sonra yaptığı yazılı açıklamada, anlaşmayı selamladıklarını duyurdu. Bu adımın Suriye için çok önemli olduğuna vurgu yapılan açıklamada, bu kararın "ülkedeki değişik güçlerin bütün enerjisini rejimin yıkılması için değerlendirmesi yolunda iyi bir fırsat yarattığı" belirtildi. Ayrıca, "Bu anlaşmanın, Suriye’deki tüm görüş ve eğilimlerin bir araya gelerek yeni bir yaşama başlama konusundaki isteklerini de göstermektedir" denildi.
Son olarak, yapılan bu anlaşmanın Suriye devriminde yeni bir dönemin başlangıcı olduğu ifade edilen açıklamada, tarafların birbirlerine güvenip bu anlaşmayı hayata geçirme çağrısı yapıldı. 

'KÜRTLER RESMİ MUHALEFET İÇİNDE OLMALI'

Rudaw TV’de sunuculuk yapan, Avesta sitesinin editörü Dilbixwin Dara da Suriye’nin resmi muhalefetinin SMDGK olduğunu, Kürtlerin kendilerini o platformda ispat etmeleri gerektiğine inanıyor. "Kürtlerin, Suriye muhalefetinden uzaklaşmamaları gerektiğini" dile getiren Dara, muhalefet içerisinde Kürtlerin Suriye’den ayrılacaklarına dair bazı endişeler olduğunu iddia etmekte: ‘Kürtler kendi taleplerini SMDGK bileşenlerine sabırla anlatmalı ve muhalefetle sıcak bir iletişim içinde olmalı. O nedenle de bu anlaşmayı Kürtler adına oldukça önemli buluyorum.’ 
Kurulacak geçici hükümette Kürtlere bir tane bakanlık verileceğini düşündüğünü söyleyen Dara, ayrıca bir "koalisyon başkan yardımcılığının da" Kürtlerin payına düştüğünü ekliyor. Dara’nın bahsettiği bu başkan yardımcısının, El Parti Genel Sekreteri Dr. Abdulhakim Beşar olduğunu hem Suriye Kürt Demokratik İlerici Partisi (Pêşverû) Genel Sekreteri Hamit Hacı Derviş, hem de diğer bazı kaynaklar da teyit ediyor.
SMDGK Sözcüsü Louay Safi de AFP’ye yaptığı açıklamada bu "taraflar arasında güven inşa eden anlaşma"yı önemli bulduklarını çünkü herkesin politik haklarını güvence altına aldığını söylüyor. Bu anlaşmanın, "legal bir belge olmadığını" dile getiren Safi, bunun iyi niyet göstergesi olan siyasi bir anlaşma olduğunun altını çizdi. Ülkenin isminin şimdilik, ‘Suriye Arap Cumhuriyeti’ olarak kalacağını söyleyen Louay, Kürtlerin bu konuda lobi faaliyetleri yaptıklarını da sözlerine ekliyor.

KUK İÇİNDE RAHATSIZLIK 

Anlaşmanın yukarıda bahsettiğimiz bu haliyle kabul edilmesine KUK içinde destek verildiği kadar, zaten rahatsızlığı bulunanların tepkisini de artırması söz konusu. Daha önce anlaşmaya gönülsüzce destek veren bazı partiler de seslerini yükseltiyor. Bazı KUK üyeleri açıkça anlaşmadan vazgeçilmesi gerektiğini, onun yerine ortak bir şekilde Kürt Yüksek Konseyi (KYK) ile Cenevre Konferansı'na katılmak gerektiğini sıkça dillendiriyor. 

Yine, Kürt Sol Partisi, Kürt Demokratik Sol Partisi, Suriye Kürt Demokrasi Partisi de Cenevre Konferansı'na KYK adı altında katılmak gerektiğini sıkça dillendirmekte. Son dönemlerde üzerinde anlaşmaya varılan ve bu konuda görüşmelerin düzenli olarak devam ettiği, Rojava’da ortak bir geçici yönetim kurulması fikri de bazı partileri PYD’ye yaklaştırmış vaziyette.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BAAS’ın gerçekte yaptıkları; Operasyonel “Türk gazeteci” timlerinin yansıttıkları

Kürdistan sınırında çok merkezli iki hançer kasaba: Til Hamis ve Til Brak

Derik'ten Kürdistan'a bakan en güze yüz