Rojava demokratik ulus devriminin diğer devrimlerle kıyası:1905-Portekiz-Mozambik-Güney Kürdistan



   Kısa kısa
1904’te Japonlar, Ruslara savaş ilan etmeseydi Rusya’daki demokratik devrimci taleplerin sesi o kadar gür çıkmayacaktı. Rus yoksul sınıflar için 1905 devriminin en belirgin kazanımı olan “anayasal monarşinin ilanı”, basın özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması sözü, kent meclislerinin kurulması, siyasi partilerin de facto faaliyet yürütmesi belki de gerçekleşmeyecekti. Devrim, modern insan için “uygarlaşma” talebidir. Kıstas olarak uygarlaşmayı aldığımızda ulusal, sosyal, kültürel, iktisadi ve politik hayatın her alanında önceki yaşantıların “talep edenler” tarafından yerle bir edilmesi amacı devrimci bir taleptir. 22 Ocak 1905 tarihine Saint Petersburg Sarayı’na politik bilinci oldukça dar bir papazın öncülüğünde işçiler yürüdüğünde çara sunmak için hazırladıkları dilekçede bu talepler vardı:
Genel af
Yurttaş özgürlükleri (konut-seyahat, inanç-inanmama)
Adil ücret
Toprak reformu
Genel ve eşit oya dayanan bir kurucu meclis
Basın özgürlüğü
Çok partili sisteme geçiş
Bu taleplerle yürüyen Petersburg halkına çarlık güvenlik güçleri ve milisleri şiddetle saldırdı. Onlarca gösterici öldürüldü. Bu olaydan sonra demokratik devrimci dalga yerini daha radikal devrimci eylemlere bırakacaktı. Çarlıkla-devrimciler arasında 1917’ye kadar amansız bir savaş başlayacaktı. Tam da bu sıralarda yurt dışında yaşayan ünlü teorisyen, makale yazarı, sosyal demokrat parti manifetso yazarlarından Peter Struve (daha sonraları önce liberal, sonra muhafazakar daha sonra beyaz ordu taraftarı olacaktı) “Rusya’da henüz devrimci bir halk olmadığını” iddia ediyordu. Ona göre “eğitimsiz halk ve cahil köylüler devrim yapamazdı, demokrasi talep edemezlerdi.” Lenin Struve'ye yönelik bir konuşmasında bu elit liberallere “dar kafalı küstah aydınlar” diyecekti. Yoksul ve cahil işçiler ile köylülerin, öğrencilerin bu eylemi bastırıldıktan sonra 2 milyonun üstünde Rus işçi, sert grevler yapacaktı ve çarlık belli reformları açıklayacaktı. Bu arada devrimci durumun giderek olgunlaşmasını Rus devrimciler;  biraz da Japonların, Rus Baltık filosunu yok etmesine borçludur. 1905 devrimine dair “Hani nerede devrim, Japonlar saldırmasaydı çarlık o hakları mı verecekti, zaten çarlığı direnememişsiniz.” diye işçilere saydıran narodnik mutlaka olmuştur.  Tarih zaten bu tip tekrarları hep yaşatır. Bir olayın aslı değilse bile öncesidir: Rojava demokratik ulus devrimi ve bu devrime Peter Struve kibriyle tavır alan Güney Kürdistan’ın iktidar partilerinden KDP olayı…

    Bu analojiyi daha da uzatabiliriz, 1.cihan harbine iştirak etmeseydi Bolşevik devrimi gecikir ya da olmayabilirdi. Ama bu, Rusya’da kurucu meclisin ilanı, kurucu cumhuriyet anayasasının talep edildiğini, çalışma saatlerinin işçiler lehine düzenlemek istendiğini, kadınların hayatın her alanında toplumsal-siyasal roller üstlenmleri gerektiğini , toprak reformunu, tekellerin lağvedilmesini, aristokrasinin dağıtılması gibi devrimci taleplerin olmadığı, bunlar için insanların mücadele etmediği anlamına gelmez.
   Barzani’nin devrim diyemeyeceği bir başka tarihi süreç: Portekiz
   1973-74 yıllarında Mozambik ve Angola ulusal kurtuluş hareketleri başarılı olamasaydı Portekiz yüzbaşılar cuntası Karanfil devrimini gerçekleştiremeyebilirdi. Bu devrimin temel talepleri arasında Spinola’nın “sömürge sorunları için siyasi çözüm” fikri vardı. Nihayet Portekiz’de bir grup subay ayaklandığında sömürgelerdeki savaşlara gitmek istemeyen askerlerin katılımıyla devrimci dalga yayılma alanı buldu. Bu devrim de başarısız olsaydı bile Portekizli subayların “demokratik anayasa, diktatörlüğe son ve sömürgelerde savaşlara hayır” talepleri demokratik devrimci talepler olarak anılacaktı.  Bu devrim süresi boyunca çok az insan öldürülmüştür. Bunu tersten de okuyabiliriz: Portekiz’de devrimci- demokratik mücadele yükselmeseydi sömürgelerde(Mozambik ve Angola’da )devrim gecikirdi ya da olmazdı. Ama bu sömürge ulusal kurtuluşçularının , “işgale son, kompradorlara son, ırk ayrımına son,  yoksul sınıflara eşitlik, özgür anayasa” taleplerinin devrimci olmadığı anlamına asla gelmezdi.
  
   Güney Kürdistan devrimi:  1991 yılında ABD yönetimi ve müttefikleri  Irak'a, Kürtlerin bulunduğu bölgede 36. paralelin kuzeyinde karada ve havada faaliyet göstermemesi uyarısında bulundu. Bu çerçevede 36. paralelin kuzeyinin Irak uçuşlarına yasaklanması, Çekiç Güç’ün bölgeye yerleştirilmesiyle epey köklü bir tarihi ve sonuçları olan Kürdistan devrimi de gerçekleşme fırsatı buldu. 1992’deki Erbil deklarasyonu bu gelişmelerle beraber okunabilir. Yine 2005 devrimi de 2003 yılındaki Irak işgaliyle birlikte okunabilir ki zaten Irak’ın yeni yönetimi de federal anayasayı çıkarmıştır. Tüm bunlara rağmen Kürdistanlı devrimcilerin “ulusal haklar, sömürgeciliğin zayıflatılması, özgür kimlik, otonomi ve Irak ulus devletinin eritilmesi” taleplerinin devrimci ya da demokratik olmadığını iddia edemeyiz. 
    Not: Fotoğraflar Kürt gazeteci-haberci Seyit Evran'ın twitter sayfasından alınmıştır.
 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BAAS’ın gerçekte yaptıkları; Operasyonel “Türk gazeteci” timlerinin yansıttıkları

Kürdistan sınırında çok merkezli iki hançer kasaba: Til Hamis ve Til Brak

Derik'ten Kürdistan'a bakan en güze yüz