Rojava ve çevresinde sinirlere akseden politik oyunlar- @AmedDcle yazdı.

Suriye'de hem askeri cephelerdeki savaş hem de hayatın her alanındaki kaos tüm hızıyla derinleşiyor. Büyük bir umut olarak pazarlanan Cenevre 2'nin gerçekleşmesi ihtimali de giderek düşüyor. Zira uluslararası güçlerle Suriye'deki savaşın tarafları henüz anlaşmış değiller. Temel ilkelerde bir uzlaşma sağlanmış değil.
Yeni dünya düzeninde küresel sermaye Ortadoğu konusunda kendi içinde iki cephe olarak çatışıyor: Siyasi istikrardan yana olup savaş ekonomisini reddedenler ile savaş ekonomisinden yana olup istikrarı reddedenler. Aslında Suriye savaşı kısmen bu sermaye gruplarıyla onlara eşlik eden, işbirliği halindeki yerel güçler arasında geçiyor. Ortadoğu devlet ve hükümetleri de bu karışık ilişki ağları içerisinde hem kendi politikalarına yön vermeye hem de komşu devletlerle ilişkilerini şekillendirmeye çalışıyorlar.
Tüm bu karmaşanın ortasında net olan; ne istediğini bilen Rojava yönetiminin, komşuları ile kurmak istediği ilişkidir. Buna rağmen Rojava'daki öz yönetim organlarının bu çabaları ya görmezden geliniyor ya da tehdit ve işbirlikçi güçler üzerinden saldırılarla güçsüzleştirilmeye çalışılıyor.  
Gelinen aşamada yakın zamanda ne tür gelişmeler olacağına dair kestirmede bulunabilmek için yakın komşuları, Ortadoğu'da güç sahibi olduğu düşünülen ülkeler  ve sermaye sahiplerinin devletler bazında Rojava yönetimi ile  yürüttüğü diplomatik faaliyetleri irdelemek ön açıcı olacaktır.
Güney Kürdistan:
'Kürtlerin iç meselesi' gibi görünen bu konu, ilgili güçlerin politikalarından bağımsız değil. Rojava ile Güney Kürdistan yönetimi arasında, Barzani'nin yaptığı açıklamadan önce bir gerilim yaşanıyordu. Salih Müslim'in Rojava'dan Güney'e geçişinin engellenmesi bu gerilimi tam anlamıyla dışa vurdu. KDP'li yetkililer kapıyı kapatmakla birlikte, Müslim'in, Bağdat, Tahran ve Ankara üzerinden Avrupa'ya gidebileceğini söyleyerek kendisine adeta 'yol gösterdiler.' Salih Müslim bu üç başkente gitmedi, 'değişik bir yoldan' YNK denetimindeki Süleymaniye'ye gitti ve oradan Avrupa'ya uçtu. YNK, bu tutumuyla Rojava konusunda KDP ile aynı fikirde olmadığını gösterdi. Mevcut durumda Güney Kürdistan'da KDP dışında tüm parti ve örgütler Rojava devrimini sahipleniyorlar. 'Rojava'da Devrim yok' açıklamasıyla Kürtlerin tepkisini çeken Barzani'nin PYD ile görüşmek için bazı girişimlerde bulunduğu söyleniyor. Önümüzdeki dönemde iki taraf arasındaki görüşmelerin tekrar başlaması yüksek ihtimaldir. Ancak KDP gizli kapılar ardında dünyaya, 'Rojava'da beni mi PKK'yi mi tercih edeceksiniz' diye mesaj vermeye devam ediyor.  
Irak:
Suriye'nin en önemli komşularından olan Irak yönetimi ise mevcut BAAS rejimi ile bir gelecek tasarlamıyor. Sanıldığının aksine Bağdat hükümeti Suriye konusunda İran politikasını uygulamıyor. Daha ziyade ABD'ye yakın Şia çizgisini temsil ediyor. Maliki hükümeti Suriye'de radikal Sünnilerin güçlenmesinden rahatsız. Aynı radikal Sünni gruplar Suriye'de Kürtlerle çatışıyor. Bağdat hükümeti için haliyle Rojava'da bir Kürt statüsünün oluşmasından rahatsız olmaması sürpriz değil. Tıl Koçer sınır kapısının ticarete açılması için görüşmelerin önemli bir aşamaya geldiği taraflarca doğrulanıyor. Kapı her an açılabilir. Ankara ve Bağdat arasında başlayan görüşmeler, Maliki'nin beklenen Ankara ziyareti Kürtler tarafından yakından takip ediliyor. Ancak bu görüşmelerin var olan durumu değiştirmesi beklenmiyor. 
İran:
Suriye denince (Şialık bağlamında) akla ilk gelen ülkelerden olan İran bir süre önce Salih Müslim ile görüştü. Görüşme daha çok 'tanışma' amacıyla yapıldı ve sembolik bir anlamdan öteye gidemedi. İran, Rojavalı Kürtleri daha çok rejimle aynı zemine çekmeye çalışıyor. Daha sonraki görüşme talepleri teknik sebeplerle gerçekleşmedi. Önümüzdeki süreçte görüşmeler tekrar başlayabilir. Ancak İran, bu politikasından sonuç alamayacağını biliyor. Kendi Kürt sorunundan kaynaklı olarak Suriye'de bir Kürt statüsünü benimsemiyor.
Rusya:
Suriye'nin geleceği konusunda şu aralar en etkili konumda olan Rusya'nın Rojavalı yöneticilerle ilişkileri sistematik bir şekilde devam ediyor. Rusya, ABD'nin aksine Ortadoğu'daki çıkarlarını 'istikrarda' görüyor. Bu sebeple sorunların siyasal yöntemlerle çözülmesini istiyor. Kürtlerle bu açıdan aynı vizyona sahip. Yanı sıra; Ortadoğu'nun baskı cenderesinden parlayan yıldızına doğru giden Kürtlerle stratejik ilişki geliştirmek istiyor. Cenevre masasında Kürtlerin kendi iradesiyle temsil edilmesini istiyor. ABD, Türkiye ve İngiltere'nin bu konudaki, 'baskılarına' Rusya şimdiye kadar prim vermedi.
Türkiye:
Rojava konusunda Kürtler için mevcut durumda en önemli sorunların başında Türkiye geliyor. Türkiye, 'Kürtlerin statüsü olmasın' politikasından, 'olsun ama PYD olmasın' politikasına geldi. Suriye kargaşasında en çok zarar gören bu ülke oldu. Zira Suriye, Türkiye için 17 Arap ülkesine açılan kapı idi. Mevcut durumda bu ülkelerle olan karadan ticaret durmuş durumda. Deniz yolu ile Mısır üzeri yapılacak ticaret bu ülkedeki yönetim değişikliği sebebiyle olmadı. Suriye'de, Türkiye'yi bu sıkıntıdan kurtaracak bir otorite gerekli. Müttefikleri başarısız oldu. Rojava'da, kendi iradesi ile karar alacak bir Kürt otoritesi Türkiye' için belirsiz ve riskli bir durum. Dolasıyla şuan Ortadoğu'da rahat ticaret yapabildiği tek güç olan KDP'nin Rojava'da hakim olmasını istiyor. Ayrıca Rojava'da zayıflayacak PYD çizgisi, Kuzey Kürdistan ve Türkiye'de zayıflayacak olan Öcalan’dır diye düşünüyor. Ve bu durumda Kürt sorunu bağlamında başlanan, 'çözüm sürecinde' Türk Devletinin İmralı masasında elini güçlendireceği hesabı yapılıyor.
Salih Müslim ile Türk yetkililer arasında başlayan görüşmeler şu an devam etmiyor. Türk yetkililerin Müslim'in, 'saldırgan gruplara destek veriyorsunuz' açıklamasından rahatsız olduğu söyleniyor. Ancak Rojava'dan gelen haberlere göre Türkiye ile Nusra'nın ilişkileri  devam ediyor. Rojava, Türkiye için artık sadece Rojava değildir aynı zamanda "Kürdistan'dır." Ve belirleyeceği politika tüm Kürtlerle bundan sonraki ilişkilerinde belirleyici olacaktır. Türk devlet yönetiminde eski politikanın devamından ve Turgut Özal'ın, 'Kürtlerle uzlaşma' politikasından yana olan iki ayrı güç var. Pratik sonuçlara bakıldığında devletin henüz net bir karar veremediği anlaşılıyor. 
Katar ve Suudi:
Katar için önemli olan Suriye'de rejimin değişmesi ve Suriye üzerinden Akdeniz'e, oradan da Avrupa'ya açılması. Katar bunu istiyor. Kendi enerji ve gaz ticaretini düşünüyor. Kürtlerin veya başka halkların hakları veya Suriye'ye demokrasinin gelmesi gibi bir konu Katarı ilgilendirmiyor.
Suudi ise, İran çizgisinin aksine Sünnilerin Suriye'de güçlenmesini istiyor. Ama Suudi için önemli bir handikap var. Zira Suriye'deki Sünnilerin çoğunluğu El Ehzer’i esas alıyor. Yani Müslüman Kardeşlerin çizgisi daha hakim. Mekke-Medine'yi esas alan Sünniler azınlıkta. Mısır örneğinde de görüldüğü gibi Suudi bu çizgiye karşı. Suriye'de kendisine yakın selefileri örgütlemekle meşgul ve Kürtlerin Suriye'de hak sahibi olmasını benimsemiyor.
AB:
AB üyesi ülkelerin ise farklı politikaları var. İngiltere, kendi çıkarlarına ters düşecek bir Kürt oluşumunu istemiyor. Fransa, Suriye'de çökmüş politikalarını onarmakla uğraşıyor. Almanya kendisine özgü bir politika geliştirmeye başladı. Kürtlerle ilişkide kalmak istiyor. Bu politikanın önümüzdeki süreçte daha da belirginleşeceği açık…
ABD:
Suriye ve Rojava konusunda en çok merak edilen ülke ise ABD. Suriye ve Ortadoğu genelinde politikalarında önemli bir değişiklik yok. Bush'un Afganistan saldırısı sürecinde bahsettiği 3. dünya savaşı kendi açılarından devam ediyor. Suriye'nin geleceği ABD için şimdilik meçhul. Kürt meselesinin Cenevre masasında konuşulmasını şu an  reddediyor ama Suriye'de bir Kürt statüsünün olacağını da biliyor. ABD için en büyük ikilem bu statünün hangi çizgide olacağıdır. PYD dolayısıyla Öcalan demek ve böylesi bir durum ABD için tüm bölgedeki Kürt dosyasını yeniden 'update' etmesi demektir. Mevcut durumda bunun işaretleri yok. Şu anki tercihi Rojava'da, KDP ile bir gelecek tasarlamak. Aynı ABD’nin 'radikal Sünni gruplar' hakkında Rojavalı yetkililerle görüşme girişiminde olduğu da gelen bilgiler arasında...
Diğerleri:
Suriye meselesi ile ilgilenen bir diğer dünya gücü ise Çin. Olası durumlara göre politika hazırlıyor. Teyit edilmeyen bilgilere göre  Salih Müslim başkanlığındaki bir heyetin önümüzdeki günlerde dışişleri bakanlığı daveti üzerine bu ülkeye gitmesi bekleniyor. 
Durum özetle bu. Kürtleri hesaplamadan satranç tahtasında yapılan her hamle başarısızlıkla sonuçlanıyor. Yeni dönemin sermaye anlayışlarının Ortadoğu denklemini çözmede kullanacağı yöntemin ilk uygulanacağı yer Rojava… Bakalım kim nasıl bir hamle yapacak…

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kürdistan sınırında çok merkezli iki hançer kasaba: Til Hamis ve Til Brak

Tarihi Kürdistan Kavşağında Kürt çapsızlığı

BAAS’ın gerçekte yaptıkları; Operasyonel “Türk gazeteci” timlerinin yansıttıkları